Soğuk Havalarda Cilt Bakımı

cilt bakakımı, soğuk havarda cilt bakımı, cilt tahrişlenmesinin nedenleri, yumuşak bir cilt için, cilt bakımı için, prüzsüz cilter için

Soğuk havalarda cilt bakımı konusunda zorlanan bayanlar için 5 altın kural.

Makyajınızı gece yatmadan önce temizledikten sonra, soda ile en az bir kez yıkayın.

Cildinizi daha canlı gösterebilmek amacıyla meyve ve sebzelerden oluşan değişik maskeler kullanabilirsiniz.

Soğuk havalarda eve döndüğünüzde yüzünüzü sıcak değil soğuk suyla yıkayın.

Ellerinizin soğuk havada çatlamaması için krem ve losyonlları kışın soğuk havalarda kullanmayı unutmayın.

Sivilce sorunu olanlar, elinizden geldiği müddetçe cildinizi kuru tutmaya çalışın, cilt yağlanması sivilceleri arttırı.

Kansere Sebep Veren Besinler

kanser hastalığı, kanserin sebepleri, kanserojen maddeler, kanserojen maddeler nelerde bulunur, kanser yapan yiyeceker, kanserde dikkat edilmesi gerekenler

  1. Sosisli Sandviç: Kansere sebep verebilecek olan nitran bu besinde oldukça fazla bulunmakta.
  2. İşlenmiş et ve pastırma: Sosisli sandvinçte bulunan işlenmiş ette yüksek seviyede sodyum nitrat barındırdığı için kanser ve aynı zamanda kalp hastalığı riskini de yükseltir.
  3. Yağda kızarmış lokma: Bu besin maddesi kanser riski taşıyan en güçlü yiyecek olmakla birlikte beyaz undan, şekerden ve hidrojene yağdan yapılır.
  4. Kızarmış patates: Kızarmış patates te lokma gibi hidrojene yağdan yapıldığı ve yüksek ısıda kızartıldığı için kansere neden olan akrilamid maddesinin ortaya çıkmasına sebep verir. Buda kanserle savaş için yeterince tehlikeli bir maddedir.

keçi sütü anne sütüne benziyor

keçi sütü, anne sütü, anne sütü yararları, keçi sütünün yararları

Bebeklere müjde anne sütüne en yakın süt olan keçi sütü bebeklerin beslenmesine yardımcı olmaya aday ayrıca bir çok hastalığın tadavisine de yardımcı olur. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nde Süt Teknolojileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Celalettin Koç, laktoz oranı bakımından yüksek proteinlere sahip olan keçi sütünün değerli besin öğelerini içerdiğini söyledi. Keçi sütündeki yağ asitlerinin bazı rahatsızlıklara iyi geldiğini ifade eden prof. Dr. Koçak, by sütün organizmada iltihaplanmayı önlediği gibi diş ve kemik gelişimi için de iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu kaydetti.

annesutu keçi sütü anne sütüne benziyor

Vitamin Zengini

Doğal hemojenize olan sütün vitamin A, fosfor magnezyum be selanyum miktarı açısından anne sütüne en yakın süt olduğunu bildiren Prof. Dr. Koçak Şöyle devam etti: ” 100gram anne sütünde kalsiyum oranı 32, inek stünde 119, keçi sütünde 134 miligramdır. “

BİNBİRDELİK OTU

Binbirdelik Otu otu, Binbirdelik Otu, Binbirdelik Otu otunun faydaları, Binbirdelik Otu bitkisi, Binbirdelik Otu yemeği

Kılıçotugiller familyasındandır. Avrupa’da ve ülkemizde yaygın olarak yetişen Hypericum cinsi çokyıllık dayanıklı otsu ya da çalımsı bitki türlerinden biri de Binbirdelikotu’dur. 30-100 cm. kadar boylanabilir. Ormanların nemli köşelerini, dağlık ve bozkır alanların kayalık yerlerini ve yol kenarlarını sever. Yapraklarındaki her biri yağbezi olan pek çok saydam nokta nedeniyle bitkiye binbirdelikotu adı verilmiştir. Bu yapraklar karşılıklı dizilmiş durumda sapsız, oval biçimli ve koyu yeşil renklidir. Bitkinin mayıs-eylül ayları arasında açan 5 taçyapraklı, parlak sarı renkli çiçekleri, dallarının ucunda sıkı salkımlar halinde bulunur. Bitki, kapsül biçimindeki meyvelerinden döktüğü tohumlarla ya da kök saçaklarının sürgün vermesiyle çoğalır.

Binbirdelikotunun çiçekli dalları tanen, reçine, pektin, glikozitleri içeren uçucu yağ, boyarmaddeler ve yapışkan bitki sıvısını içerir. Boyarmaddelerinden biri hiperin, öteki de hiperisindir. Hiperisin hafif zehirlenmelerine neden olduğu için, bazı hayvanlar bu otu yemezler.

Tibbi Etkilerive Kullanımı

Bitkinin tıbbi etkileri ve bunlardan yararlanma yöntemleri şöylece özetlenebilir:

• Binbirdelik otu antiseptik ve yara iyileştiricidir. Ciltteki yangılar, berelenme, varikosel ağrıları, hafif yanık ve güneş yanıklarına iyi gelir. Bu etkilen sağlamak üzere, bitki çiçek açtığında tüm topraküstü kesimleri kesilip parçalanarak zeytinyağına yatırılır. 1-2 hafta süreyle zeytinyağında bekletilerek elde edilen eriyiğe kantaron yağı adı verilir. Kantaron yağı yukarda sayılan yara ya da öteki şikayetli yerlere, günde bir-iki kez dıştan uygulanır.
• Ayrıca binbirdelikotu peklik verici, iştah açıcı, göğsü yumuşatıcı ve balgam söktürücü etkiler de taşır.
• Daha da önemlisi, binbirdelikotunun yatıştırıcı, spazm çözücü ve ağrıları azaltıcı etkilerinin bulunmasıdır. Bu özellikleri nedeniyle gerginlik, endişelilik, sinir rahatsızlıkları, depresyon ve özellikle menopozun yarattığı sıkıntı durumlarında kullanılır. Bu durumlarda tedavi l aya kadar sürdürülebilir. Sayılan bu etkileri sağlamak üzere, yukarıda anlatıldığı şekilde bitkinin tüm topraküstü kesimleri kesilip olabildiğince çabuk kurutulur. 1-2 tatlı kaşığı kurumuş bitki karışımı üzerine 1 bardak kaynar su dökülüp 10-15 dakika demlendirilerek yapılan infüzyondan günde üç kez birer bardak içilir.

AĞRILI CİNSEL İLİŞKİYİ ÖNEMSEYİN

AĞRILI CİNSEL İLİŞKİYİ ÖNEMSEYİN

Ağrılı cinsel ilişki pek çok kadının sorunu. Tıpta “disparoni” olarak adlandırılan bu durum, basit bir enfeksiyondan kaynaklanabileceği gibi ciddi hastalıklara da işaret edebiliyor. Bu nedenle cinsel ilişki sırasında ağrıdan yakınan kadınların zaman kaybetmeden mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor. İşte disparoninin habercisi olduğu sağlık sorunları…

Disparoni, kadınlarda cinsel ilişkiye genital ağrının eşlik etmesi şeklinde tanımlanıyor. Ağrı genellikle vajina ya da kasık bölgesinde gelişiyor. Disparoniden yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla cinsel ilişkiye girmekten kaçınabiliyor. Hatta ağrının çok şiddetli olması, vajinal kasların, ilişkiye girilmesine engel olacak kadar sıkı kasılmasına bile yol açabiliyor.

Acıbadem Hastanesi Kozyatağı’ndan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirkıran, “Disparoninin kadınlarda hangi sıklıkta görüldüğüne dair net bir bilgi vermek zor. Çünkü ilişki sırasında ağrıdan yakınan kadınların önemli bir bölümü doktora başvurmaya gerek görmüyor.”

Adet düzensizliğinizi dikkate almalisiniz

Luteal faz (periyoyodun ikinci dönemi); adet döngüsünde yumurtlama olduktan sonra diğer adetin başlamasına kadar geçen süredir. Adetin ikinci döneminin kısa sürmesi sık görülen, zor farkedilen fakat tedavisi kolay bir durumdur. Rahimin içini döşeyen dokunun doğru zamanda doğru yerde olmaması halidir. Bebeğin rahime yerleşmesi, rahimin içini döşeyen dokunun zamanlaması ile çok ilgili olduğu için yumurtlama zamanından sonraki döneminin kısalığı gebeliğin gerçekleşmesi ve devamlılığını sürdürmesini etkileyebilir.

İdeal bir adet döngüsünde vücut adet kanaması başlamadan birkaç gün önce FSH (Follikül uyarıcı hormon) salgılamaya başlar. Bunun sonucu yumurta taşıyan follikül denilen kistler büyümeye başlar. Follikül yeterli olgunluğa
ulaştıktan sonra LH ( Luteinize Hormon) salınımı başlar. Bu hormonla follikül çatlar ve içindeki yumurta tüplere doğru atılır. Çatlamadan sonra follikül yeniden daha yoğun bir sıvı ile dolar. Oluşan korpus luteum adındaki yapı adet döngüsünün ikinci yarısından itibaren progesteron hormonunun salgılanmasından sorumludur. Artmış progesteron seviyeleri rahimin içini döşeyen dokunun kalınlaşmasını ve damarlanmasını artırarak rahimi embriyonun tutunması için uygun hale getirir. Progesteron adet kanamasının erken başlamasını da önler. Normal bir adet döngüsünde korpus luteum ortalama 12 gün süreyle progesteron salgılar. Luteal Faz Yetmezliğinde normal adet döngüsü birkaç yönden bozulabilir. Zayıf follikül gelişimi, korpus luteumun erken sonlanması, rahimin içini döşeyen dokunun progesterona uygun yanıt vermemesi luteal faz yetmezliğinin sebepleri arasında olabilir.

Luteal fazda vücut ısısının artışından progesteron sorumludur. Vücut ısısını takip eden hastalar vücut ısısının 12 gün süreyle yüksek kalmadığını farketmektedirler. Ayrıca bir sonraki adet döneminde adet kanamaları yumurtlama olduktan sonraki 12-14 günden daha önce olduğu farkedilebilir.

Luteal Faz Yetmezliğinden şüphelenildiğinde kan progesteron seviyesine yumurtlamadan yedi 7 gün sonra bakılır. Progesteron seviyeleri az olduğunda, tedavi genellikle dışarıdan progesteron takviyesi vermek şeklinde olmaktadır. Bununla birlikte, yetersiz folikül gelişimi de düşük progesteron seviyesine neden olabilir. Adetin ortasında follikülün boyutunu ultrason ile ölçmek ayrıca kan hormon seviyelerine bakmak gerekmektedir. Eğer folikül gelişimi normal ise, luteal fazda porogesteron desteği verilir. Eğer folikül gelişimi yetersiz ise, yumurtalıkları uyarıcı ilaçlar vermek gerekebilir. Bu sayede folikül gelişimi sağlanmakta ve daha kaliteli yumurta oluşabilmektedir.